Eyyub Kelimesinde ki Gaybi Hikmetin Aslı…3

09 Mayıs 2010 tarihinde nusreddin tarafından ilave edilmiştir. Kategori Füsus

Nifak hakka dayanmayan ayrımcılık demektir. Hakiki bir sebebe dayanmayan ayrı görüş demektir. Zıddı ise infaktır. Nifak ehli yardım etmez. Halbuki: Vemimma rezaknahum yünfikun, onlar  rızıklandırdığımızdan infak ederler, buyruluyor. Nifak, ayrımcılık ile amel etmezler de, onları ne ile rızıklandırmışsak, yahut kendilerine hangi nimetleri hak görüyorlarsa, aynı hakları içinde yaşadıkları toplumun her ferdine müstehak görürler. Ve onlara verilmiş rızıklardan, nimetlerden başkalarının da helal yollardan edinmesi için yardımcı olurlar, infak ederler. İşte bu görüş ve amel nifakın, dolayısı ile münafıklığın zıddıdır. Münafık nifak vasfı ile, ayrımcılık üzerine hayatını kuran kişi demektir. Halbuki infak etmek müminin vasfıdır. Hakk muttakileri, yani imanını gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsizda bırakmayıp şahadete taşıyanları bu vasıflarla anmıştır. İman ettiler ama Hakkın varlığını gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsizda bırakmadılar, nefislerini şahidlerden kılarak, içinde yaşadıkları toplumun haklarını kendilerini yaratanın hakkı kadar aziz tuttular. Nifaktan uzaklaştılar, infak ettiler, salatı hayatlarında daim kıldılar, ikame ettiler ve içinde yaşadıkları muhataplarına infakla muamele  ettiler.

Demek ki gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsiza iman, iman yolunda bidayettir, nihayet değildir. Nihayeti açık ve şüphesiz şehadettir. Şehadet ise Hakkı ve  sıfatlarını aşikar görmektir. Yani alem suretlerinin Hakkın Zatına mekanet olduğundan ya da Hakkın alem suretlerinden belirdiğinden gaflete düşmemektir. Böyle olan kendi varlığını da Hakkın varlığından ayıramaz olur.

Tufan başladı mı, su tüm suretleri basar. Taki bulunduğun yere gelir. Evine çekilirsin nihayet kapına dayanır. Bir iç odaya sığınırsın. Sonunda bulunduğun yeri de basar. Etrafındaki varlık suretlerinin haklarını Hakkın hakkına yaklaştıranı, Hakkın zatından kaynaklanan ırmaklar basar. Kendini ayrı bir varlık olarak görme yanılgısını ondan kaldırır. İşte bu Hakkın, onun indindeki gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsizı şahadete getirmesidir ve onu gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsiz elemlerinden kurtarmasıdır.

Mümin bidayette gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsiza inanmakla kendisinde bir hararet meydana gelir. Hakkın varlığından bir şuhud henüz ona ulaşmamıştır. İşte bu durum onun kalbinde  hararet yapar. Muhabbetullah denilir ki ilahi aşka taşır. Hakk neticede  bütün sıfatlardan göründüğünde bütün suret ve vasıflardan kişinin kalbini kuşatır da aşk belirir.

 Mübtedi sebepleri kendilerine ait kılar. Bir iptila başına gelir ve tahammül edemez. Bu neden başıma geldi deyip sebebe yönelir. İptilayı sebebe bağlar. Halbuki  sebep olmakla esasta suretde bir faillik yoktur. Sureti hangi sıfat diri kılmış ise, hangi sıfattan taayyün etmiş ise asıl sebep odur ki müsebbib denir.  Müsebbib hakikatte Hakkın kendidir. Zira bütün isimlerden beliren Hakkın Zatıdır. O halde sebeplerin hakikatinin de Hakkın Zatı olduğunu bilmeye doğru gider bu yol. Halbuki yeni iman etmiş olmakla mübtedi kul Hakka yöneldiğinde ondan habersizdir.  Dolayısı ile Hakk diye gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsiza yönelmiştir. Görünenin, bilinenin, yani suretlerin  gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsizına yönelmiştir. Bu ise kendinden başkasında değildir. Kendisinde kemali ile müminlik oluşmadığından, her şeyden Hakkı tenzih eder. Bu samimi inanç ona Hakkın Zatını her şeyden tenzih ettirir. Çünkü o etrafında kirli vasıflar ve noksanlıklar görmektedir. Dolayısı ile Hakkın Zatını noksanlıklara yakın görmekten utanır. Utanmasında da haklıdır. Zira Hakkın Kuddüs ismi onun gözünde henüz tecelli etmemiştir. Ruhu Mescidi Aksaya ulaşmadığından Hakkı gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsizda bilir ve görünen sıfatlardan Onu mutlak tenzih ile tenzih eder. Taki bu imanın onun gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsizında sağladığı hararet amellerinde kolaylık sağlar. Zor olmasına rağmen amellerini işler ve onlarda devamlılık olur. Gerek ibadeten, gerek fiilen. İbadet fiilden ayrılmaz, çünkü gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsiza iman ibadet için hükümdür. Hakk için fiillere gücü yetmez işlesin, imanı da gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsizda olduğundan aşırı ibadet meyli belirginleşir. Zamanla hükümlerinde ve fiillerinde Hakka yöneliş hasıl olur. Bu bir yoldur. Samimiyetle yol aldıkça, Hakkın onun gaybMüşahede edilmekten ötede, henüz belirsizında olmasının verdiği hararetle ibadetlerinde, amellerinde daha iyisini, Hakka daha yaraşanı arar. Arayışı onu terakki ettirir, yol aldırır. Yol aldırdıkça, Hakk bütün sıfatları ile onu etrafından kuşatmaya başlar. Ta ki onu, üstünden ve altından kuşatır. Hani o üstünden, Cenabı Haktan yardım istiyordu, kendi fevkinden. Cenabı Hakk onu üstünden kuşatıyor. Üst ve üstünde ne varsa, bütün sıfatlarından. Alt yönü kendisine aitti. Yakınlık hasıl oldukça Cenabı Hak onu altından da kuşatır. Altından kuşatması demek, Cenabı Hakkın onu rızıklandırdığı yoldan kuşatmasıdır. Çünkü insanın nefsine rızık olan her şey onun ayakları altındandır. Ve ruhuna rızık olan her şey de onun semasındandır. Sema onun fevkidir, arz ise altıdır.  Cennet tasvirŞekil verme,suretlendirmelerinde altından ırmaklar akan ifadesi vardır. Buradaki alt-üst, eşayın altı üstü değil, insanın altı-üstü şeklindedir. İnsanın altı nefsaniyetidir. Üstü ise ruhaniyetidir. Seması onun fevki, nefsi de onun tahtıdır, altıdır. Nefsi üzerine oturmuş ve Hakka kendi semasından, ruhaniyetinden yönelmiştir. Hakk da onu önce fevkinden, sonra tahtından eninde sonunda kuşatır. O halde Hakkın onu sadece ayakları altından rızıklandırması kifayet etmemiş, su bütün suretlerini, onun afakının tamamından, küllünden ihata etmiş. O halde başlarının üstünden kuşatan ile ayakları altından kuşatanın tek bir varlık olduğu anlayışı ona iyice yaklaşmış. Çok geçmeden, derece derece  önce vücud  birliğine  ve nihayet Hakkın zatının tecellisine,  zati tecelliye süratle hazırlar. Bahtı yaver olanlara müjdeler olsun.

 

Devam edecek…

Etiketler: , , , ,

Bu yazı için Meydan açınız

Meydan açmak için Giriş yapınız.