Bizedair
Dostlar..!
Değerli Ziyaretcilerimiz..!
Dosthanemize, nusreddin.com ‘a hoş geldiniz. Günümüz hayatının gündelik meşgalelerinden fırsat buldukça sohbet edebileceğimiz ve düşünce ve duygularımızı paylaşabilceğimiz bir vasıta tesis etmeyi hedeflemiştik.
Zamanımızın büyük bir bölümünü gündelik faaliyetlerin alıp götürdüğü modern dünyada yaşıyoruz. Bu hayat tarzı getirmiş olduğu vazgeçemeyeceğimiz fiziki kolaylıklardan dolayı bir taraftan bizi esareti altına alırken diğer yandan haber ve bilgi akışını inanılmaz ölçüde kolaylaştırmış ve mesafeleri birbirine yaklaştırmıştır. Öyle ki: Çok değil elli yıl kadar öncesinde bile çoğu kimsenin hayal edemiyeceği ve ulaşılması belki çoğumuz için imkansız olan yerler, kavimler ve insanlar artık yakın komşularımız haline gelmiştir.
Biz de Doğunun nübüvvet ve irfan geleneği ile Batının ilmi ve akli düşüncesinin kesiştiği bir coğrafyada yaşayanVarlıklar ve bu iki akımın tesirlerini hayatımızda yakinen hisseden fertler olarak tekniğin sağlamış olduğu avantajlardan faydalanarak sahip olduğumuz düşünce ve değerleri paylaşan tüm insanlarla buluşmayı ve paylaşmayı arzu ediyoruz.
Yunus’un dediği gibi:
Gelin tanış olalım işi kolay kılalım.
Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz…
Elbette ki mekanın ehemmiyeti ehlince malumdur. Fakat gönül birlikteliğinin daha önemli olduğuna inanıyor, hepinizden sitemize gönülden katılmanızı ve değerli katkılarınızı talep ediyoruz. Teyit yahut tenkit her türlü katkılarınız için teşekkürü kendimize borç biliyoruz.
Gelin ey dertliler gelin
Bu derdimden siz de alın
Dertli bilir dertli halin
Ya dertsizler burada neyler…
diyen kamil bir davet duyduk. Dert alaYukarı, Üstmadıysak da dert sahiplerini tanıma şerefine nail olduk. O gün bu gün zaman buldukça bir araya gelip dertleşmekteyiz.
Bizimle beraber olmayı arzu edipte zaman ve mekan fırsatlarına sahip olamayan dost ve sevenlerin talepleri doğrultusunda ve çağımızın icaplarına uygun olarak bu site vücuda gelmiş oldu. Fikri mevcuttu lakin fırsatlar daha geç zuhurbelirme etti. Belki çok daha akademik mahiyetKendinde içkin özellikte yazılar içeren sanal ortamlar mevcuttur ancak sitemiz tamamen insanın kendini bilmesine yönelik izahatları ihtiva etmektedir. Tek yönlü değil ortaklaşa bir şeyler paylaşmak amacıyla kurulmuştur. Bilgi üstüne bilgi biriktirmek hedefimiz olmamıştır. İsteyenler kendi dilediğince ilim tahsil edebilir.
Dostlar,
Günümüzde hikmete her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır. Rönesanstan buyana sürekli yüceltilen humanizm anlayışı insan olmanın deruni vasıflarını içinde barındırmadığından, yani hikmetten yoksun olduğundan, insanlık. özellikle son yüzyıl iki büyük dünya savaşı, sayısız yerel savaş ve çatışmalar, kıtlıklar, ölümler, açlık ve sefaletlerle geçti. Yeni yüzyılda da bireylerin diğer bireyleri, büyük ulusların diğer ulusları sömürmesi ve çeşitli zulümlarla sürmektedir. Oysa insanlık birdir insanların farklı dil ve renklerde olmaları sadece görünüştedir.
“Senin düşman dediğin de bir insandır, unutma“ diyen Hacı Bektaş Veli’nin sesine kulak vermeliyiz.
Bir hadisinde Hz. Peygamberin: “Allah, gizli bir hazineydi ve bilinmek istediği için alemi yaratmıştır.” Buyurduğu rivayet edilmiştir. Bizim de bu arayış ve faaliyetlerden bütün gayretimiz kendini bilmek marifetine ulaşmaktadır. Aslında bu nokta üzerinde semavi dinler ve kadim gelenekler arasında tam bir örtüşme vardır. Aşağıda farklı kaynaklardan yapacağımız alıntılar da bunu teyit etmektedir.
Kronolojik sıraya göredir. Buyurun insanlık sofrasından birlikte tadalım.
Lao Tzu’dan:
Başkalarını bilen akıllıdır
Kendini bilen aydınlanmış…
Plotinus’tan:
”Kendi içine çekil ve bak. Hala kendini güzel bulmuyorsan eğer, güzel bir heykelin yapıcısı gibi hareket et. O burasını kesip, şurasını düzeltiyor. Bu çizgiyi daha hafif şu diğerini daha saf hale getiriyor. Ta ki eserin üzerinde sevimli bir çehre belirinceye kadar. Aynı şeyi yap sende :…Heykelini yontmaktan geri durma hiç…”
Aziz ibn Muhammed en Nesefi’den:
”Ali (r.a.) Muhammed’e (s.a.v) Vaktimi boşa harcamamak için ne yapmalıyım ? diye sual ettiğinde, Hz. Peygamber şöyle cevap verdi:
“Kendine irfanı talim et..!”
Theologia Germanica’dan:
Kendini tam manasıyla tanımak bütün sanatların üstündedir. Çünkü en yüce sanattır o. Eğer kendini iyi tanırsan, Allah indinde, kendini tanımayıp da, göklerin ve bütün gezegen ve yıldızların seyrini, bütün bitkilerin marifetlerini, bütün insanların yapı ve mizaçlarını, bütün hayvanların tabiatını bilmenden ve bu gibi işlerde göklerde ve yerde bulunanların bütün ustalığına sahip olmandan daha iyi ve daha övgüye layık olursun…
Paracelsus’dan:
İnsanlar kendilerini bilmezler. Onun için iç dünyalarının mahiyetKendinde içkin özellikini anlamazlar. Her insan kendi içinde tohum halinde Tanrının özünü ve dünyanın bütün hikmet ve gücünü barındırır. Bir çeşit bilgiye diğeri kadar sahiptir ve içinde bulunanı bulamayan hakikatte ona sahip olmadığını söyleyemez. Sadece onu başarıyla aramaya ehil değildir…
P.D. Ouspensky’den:
Tanıdığımız haliyle insan tamamlanmış bir varlık değildir. Tabiat onu belirli bir noktaya kadar geliştirip orada bırakır. Ya kendi çaba ve aletleriyle daha fazla gelişmeye, yahut tıpkı doğduğu gibi yaşayıp ölmeye veya bozulup gelişme için yeteneğini kaybetmeye bırakır. İnsanın evrimi çoğunlukla gelişmemiş kalan ve kendi kendilerine gelişemeyen belirli deruni nitelik ve özelliklerin gelişmesi demektir…
Dostlar,
Tabi ki örnekleri çoğaltmamız mümkündür. Hulasa hiç bir menfaat kaygısı taşımadan sadece kendini bilme iştiyak ve ihtiyacını gidermek için bir aradayız, biriz.
Temel dayanak noktamız tasavvuf ve irfan geleneğidir. Özellikle “ItlakHerşeyden, tüm bağlardan geçme; Fenaenderfena Yolu” diye tabir olunan Hacegan büyüklerinin anlayış ve yoludur. Hasan Lütfi Şuşud, İslam Tasavvufunda Hacegan Hanedanı adlı eserinde Hacegan Hazeratı ne bulmuş, ne vermişlerdir? diye sorduktan sonra;
”Hayalden hakikate gelenler ne bulursa onu bulmuşlardır. Bulduklarını da istidat sahiplerinden esirgememişlerdir. Şeenİş oluş bozuluşiyat nikabını kaldırmış, hilkat muammasını çözmüşlerdir. Mutlak necata ermişlerdir. Bunun kadrini zeka ehli bilir“
diye çok veciz bir şekilde ifade etmiştir.
Dostlar,
Hakka muhabbetle bağlı, insana ve insani değerlere saygılıyız. Evrensel hak ve özgürlüklerin ve insani değerlerin yayılmasını arzu ediyoruz. İnsanlar arasında eşitlik, adalet ve adil paylaşımın tesis edilmesi yolundaki her türlü çaba ve gayretleri destekliyoruz. F.Schoun’un belirttigi gibi
“Tanrı bizim varlığımızdır. İyi ile varlık hem mantıksal hem de ontolojik olarak örtüşür. Dinlerin tek isteği olan hakiki varlığa teslimiyet bizim bizatihi iyi ile uyumumuzdur. Eğer bizde iyi varsa bunun sebebi varlığın iyi olmasıdır. Eğer duygularımız hakiki ise toplam hakikate zıt olamazlar. Eğer bir zıtlık söz konusuysa o zaman duygular sahte demektir.”
O halde insan hem fail hem de meful olarak iyiliğe, hürriyet ve adalete layık olandır. İnsanlar arasındaki din, dil, millet, kültür, cinsiyet ve benzeri ayırımlar geçicidir ve zahiridir. Sadece insan değil insanın var olduğu çevre , hayvan, bitki ve diğer varlıklar da korunmalıdır. Kendi şartları dahilinde hayat hakkına sahiptirler. Dünyada her varlığın yaşam hakkına saygı duymayı ve en önemlisi de hoş görüyle bakmayı öğrenmek, onların hakkını da kendi hakkıymış gibi savunmak toplumsal anlayışımızın bir gereğidir. Kitabımızın da beyan ettiği gibi:
“Deki: Ey ehl-i kitap, aramızdaki eşit kelimeye gelin: Ancak Allah’a kulluk edelim. Ona eş koşmayalım ,birimiz diğerini Allah’tan başka Rab edinmesin..“
(Kur’an Al-i İmran 64)
İnsana yaraşır ciddiyet ve samimiyet içerisinde hareket etmek sitemizden istifade edebilmemizi kolaylaştıracaktır.
Sizlerden gelen bilgi ve belgeler, katkı ve yorumlarınız icin şimdiden çok teşekkürler ederiz. Umulur ki hayırlara vesile olsun…
Tevfik Allah’tandır.
İrfan Kelkitli




Son Görüşler